Her Zemine Sağlam ve Güvenilir İnşaat Yapılabilir

Folkart Incity

Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, İzmir depreminde yıkılan binaların 1999 yılından önce inşa edilen binalar olduğunun altını çizerek bilimin günümüzde geldiği noktada her zemine sağlam ve güvenilir inşaat yapılabileceğini söyledi.

Deprem sonrası yaşananların çok üzücü olduğunu ifade eden Sancak, depreme dayanıksız çürük binaların çöktüğünü kaydederek “Eğer binalar sağlamsa, deprem kesinlikle öldürmez” dedi.

Yönetmeliklere uygun binaların yapılması ve denetlenmesi açısından, merkezi ve yerel yönetimlerle birlikte önümüzde ciddi bir yol var” diyerek sözlerine devam eden Sancak; “Deprem öldürmez binalar öldürür’ diyoruz. Yıkılan binaların hepsi ciddi ihmalin ürünü. Bir kısmı dönemin yönetmeliklerine göre yapılmış, bir kısmı kolonların kesildiği, deniz kumu kullanıldığı binalardan ibaret. Bakın Japonya’ya, yeri geldiğinde 9 büyüklüğünde depremle sarsılıyor. Buna rağmen, binalarda temel olarak yaşamsal hasarla karşılaşılmıyor.” şeklinde konuştu.

Yıkılan binaların riskli ve güncel yönetmeliklere uygun olmayan yapılar olduğuna işaret eden Sancak, bu konuda uzman kişi ve kuruluşlar ile üniversitelerin görüşünün çok önemli olduğunu dile getirerek Dokuz Eylül Üniversitesi’nin 20’ye yakın bilim insanın katkıda bulunduğu deprem inceleme raporu yayımladığını, bu raporda önemli tespitler yer aldığını aktardı.

İzmir’deki yapıların üçte biri riskli!

Kentteki mevcut yapı stoğunun yüzde 30’unun riskli olduğuna dikkat çeken Mesut Sancak, “İzmir’in yüksek deprem riski olan iller arasında olduğu, defalarca tekrarlandı. Hakiki bir kentsel dönüşüm önem taşıyor. Uzmanların çoğu, İzmir Deprem Master Planı’nın da yenilenmesi gerektiğini söylüyor. Yani, il genelinde mutlaka risk grubundaki yapılar tek tek belirlenmeli, bir plan ve doğru dönüşüm anlayışı ile önlem alınmalı.” dedi.

Yüksek binalar “eşitlik” duygusunu etkiliyor!

İzmir’de yüksek yapılara karşı bir ön yargı olduğunu söyleyen Sancak; “Bu doğal. Biz bu tabloyu hoşgörüyle, sevgiyle karşılıyoruz. Çünkü gökdelenler, sosyolojik olarak ‘eşitlik’ duygusunu etkiliyor. Dünyada şehirler gökdelenlerle tanıştıkları ilk dönemlerde, bu tür tepkilerle karşılaşılıyor. Ama yüksek yapılar da, günümüz dünyasının vazgeçilmez gerçeği. Bayraklı özellikle bu açıdan, bölge olarak eleştiriliyor. Ama bu yaklaşım da çok yanlış. Bu yapıları yapmak için, Bayraklı’yı biz seçmedik ki. Bizim kulelerimizin ve tüm yüksek yapıların bu bölgede bulunması tesadüf değil. Ayrıca zeminin gerekleri tam yerine getirildiği, tüm mühendislik hesapları, doğru yapıldığı zaman; şu anda bilimin geldiği noktada, her zemine bina yapmak mümkün.” diyerek bunun en güzel örneğinin Japonya olduğunu söyledi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here