İstanbul Listeye Sondan Girdi!

Esenler'e tren

ULI ve PwC tarafından hazırlanan Gayrimenkulde Gelişen Trendler Avrupa 2018 raporunda İstanbul trend dışında kalarak listenin son sırasında yer aldı.

ULI ve PwC’nin gayrimenkul yatırımcıları için hazırladığı “Gayrimenkulde Gelişen Trendler Avrupa 2018” raporu Türkiye gayrimenkul sektörü açısından çarpıcı veriler sundu. İstanbul’da düzenlenen bir toplantı ile kamuoyu ile paylaşılan veriler, Türkiye gayrimenkul sektörünün, Avrupa kıtasını yönlendiren vizyon, trend ve kararların uzağında kaldığını gösterdi. Raporda İstanbul, 15 milyon kişilik potansiyeli, genç nüfusu, yenilenmesi gereken konut sayısı ve kaliteli konut ihtiyacı gibi faktörlerle yabancı ve yerli yatırımcılar için yüksek bir potansiyel olarak tanımlansa da, bölgesel güven problemi nedeniyle yaygın stratejilerin uzağında konumlandı.

Yatırım için en iyi şehirler: Berlin, Kopenhag, Frankfurt, Münih ve Madrid 

Yatırımcı, geliştirici, acente, kredi kuruluşları ve danışmanlar tarafından oluşan 800’ü aşkın sektör temsilcisinin görüşlerinden hareketle oluşturulan listede Avrupa’nın yatırım için en iyi şehirleri Berlin, Kopenhag, Frankfurt, Münih ve Madrid olarak gösterildi. Bu kentler, mevcut yatırımlar ve gelişim beklentileri açısından en iyi 5 şehir olarak tanımlandı. Avrupa gayrimenkul sektörüne yön veren profesyonellerin 2018 yılına ilişkin tahminlerinin ise iyimser bir yönde olduğuna dikkat çeken araştırmada, katılımcıların yüzde 50’lik kısmının önümüzdeki yıl içinde kar ve çalışan sayısını artıracağı yönünde kestirimlerinin bulunduğuna vurgu yapıldı. Katılımcıların yüzde 42’lik kesimi ise ticari güvenin artacağı yönündee görüş bildirdi. Bu yönde görüş bildirenlerin oranı geçen yıla kıyasla yüzde 10 oranında artış kaydetti.

 Türkiye’nin trend dışılığı ve güvenlik sorunu

2018 yılına dair beklentileri yorumlayan PwC Türkiye Gayrimenkul Sektörü Lideri Ersun Bayraktaroğlu, gayrimenkul sektörünün tüm dünyada olduğu gibi Avrupa’da da günün ihtiyaçlarına paralel olarak sürekli bir değişim yaşadığını belirtti. Bayraktaroğlu, Avrupalı konut geliştirici ve yatırımcıların sektörün özellikleri itibarıyla daha güvenli limanlarda kalma isteği taşıdığını vurgulayarak: “Özellikle bölgemizde yaşanan politik ve askeri hareketlilik sebebiyle ülkemize yatırım yapma isteğinde aşınma yaratmış durumda. Aslında bu, hiç de şaşırtacak bir sonuç değil. Londra gibi gayrimenkulde çok önemli yer tutan bir kentin Brexit açıklamaları sebebiyle son iki yıldır listenin son sıralarında yer alması politik belirsizliklerin oyuncuları ne kadar etkilediğinin çok açık bir göstergesi. Raporda da açıkça belirtildiği gibi uluslararası gayrimenkul oyuncuları ‘mevcut gelişmeler sebebiyle’ dönemsel olarak ilgi göstermese de pazarın yerli oyuncuları nüfus artış hızı, konuta ve daha kaliteli gayrimenkule duyulan ihtiyaç nedeniyle ülkemiz gayrimenkul piyasasından hala umutlular ve ciddi fırsat görüyorlar.” ifadelerini kullandı.

İstanbul düşüşte…

ULI Türkiye Başkanı Zafer Baysal da Türkiye’ye ve özellikle de İstanbul’a zaten sınırlı olan uluslararası yatırımcı ilgisinin giderek azaldığı bir sürecin peş peşe yaşandığını, bunun ardında da bölgede ve komşularla yaşanan negatif jeopolitik gelişmelerin büyük bir rolü olduğunu söyledi. PwC ve ULI tarafından her yıl üyeler arasında yapılan anket sonucunda yayınlanan raporun İstanbul ile ilgili sonuçlarının, geçen yılki düşüşün devam ettiğini gösterdiği üzerinde duran Baysal, şunları kaydetti:

“Gayrimenkulde Gelişen Trendler Avrupa 2018 raporunun İstanbul ile ilgili sonuçları da maalesef geçen yıl yaşadığımız düşüş trendinin bu yıl da devam ettiğini gösteriyor. Elbette dünyanın en harikulade ve görülmeye değer şehirlerinin başında yer alan İstanbul’umuzun sadece turizmde değil gayrimenkulde de uluslararası yatırımcılar nezdinde hak ettiği yere geri gelebilmesi ve 2012 yılındaki birincilik pozisyonunu tekrar elde edip bunu kalıcı kılabilmesi ve koruyabilmesi için bölgemizde yaşanan negatif jeopolitik gelişmeler konusunda bir etkimiz olamasa da tüm gayrimenkul geliştiricilerine düşen ciddi fedakarlıklar ve sorumluluklar olduğu gibi, kamuya ve yerel yönetimlere de düşen ev ödevleri ve yapısal düzenlemeler olduğunu düşünüyoruz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here